Түрікше мәтін
bilinebileceğini, başka bir şeye ihtiyaç olmadığını belirtirler.13 Nitekim felsefenin gayesinin Tanrı’yı bilmek olduğunu vurgulayan Fârâbî (ö.339/950), varlık mertebesinin başına yerleştirdiği Tanrı’yı ilk sebep ve aklın ulaşabildiği en kutsal varlık olarak görür.14 İmam Mâtürîdî (ö.333/944) gibi kelam âlimleri Allah’ın akıl, nas ve duyu organları vasıtasıyla bilineceğini ifade ederler.15 Yunus Emre’nin de içinde bulunduğu sûfîler ise genellikle aklın sınırlı ve yetersiz, duyuların yanıltıcı olduğunu belirterek Allah’ın aşk ve ilhamla bilineceğini kabul ederler. Küçüklüğünden itibaren doğru Allah tasavvuru ile büyüyen bir insanın, Allah’ı seveceğini,