Түрк тилиндеги текст
Oysa ki bu ifsadın, kendisinin baktığı sûfî pencereden göründüğü, cepheden bakanların ise tarihî süreçte sûfîlerin gittikçe artan oranda keşif ve ilhamı vahiyle ve velayeti ise nübüvvetle yarıştırdıkları gibi kerameti de mucizeyle eşdeğer sunduklarını gördükleri aşikardır. Hanefî-Mâturîdî gelenek felsefî perspektife mesafe koyarak Mâturîdî ve onun güçlü takipçisi Nesefî’yi kelâmî tartışmalarda zirve olarak görmüştür. Menkûbers, muhtemelen 1250 yılında saltanattan aldığı görevle felsefeye karşı, ilke ve sınırlarını keNdisinin belirlediği ve haliyle hakikatle eşitlediği İslam adı altındaki mezhebî yorumlarını savunmak, saltanat karşısında zihinsel bir muhalefet gücü oluşturanların sarıldığı fe