Түрк тилиндеги текст
a kullanılamayacağını belirten Bâkıllânî40, ayrıca va‘îdin küfür mânasında kullanılamayacağını, hiçbir taatin imândan üstün olmamasıyla delillendirir.41 İbn Hazm (ö. 456/1064) va‘d ve va‘îd başlığı altında42 imân, küfür ve fısk kavramlarının ne olduğunu ortaya koyar. Şehristânî, (ö. 548/1153) konuyla ilgili temel kavramlar olarak imân, tövbe, va‘îd, ircâ, tekfîr, tadlilden söz eder.43 Kâdî Abdülcebbâr, “tevhîd” ve “adâlet” ilkesi açısından sadece akıl yeterli iken konumuzla ilgili olan esmâ ve ahkâmın (menzile beyne’l-menzileteyn) nakle dayandığını belirtir.44 Cüveynî (ö. 478/1085)’ye45 göre Arap dili açısından şer’î anlamda da fâsık mü’min sayılmalıdır. Ebü’lMuîn en-Nesefî (ö. 508/1115), in