Түрк тилиндеги текст
Bu kullanım ile yakın ilişkili bir biçimde, İslam geleneğinde aklî ve şer’î delil şeklinde bir ayrıma da gidilmiştir (İzmirli İsmail Hakkı, 1981, 26). Aklî bir delil kesinlik ifade ediyor ise bûrhan, zannilik ifade ediyor ise delil-i hitabî olarak isimlendirilir (İzmirli İsmail Hakkı, 1981, 26,27). Delil konusu ile bağlantılı olarak, İslam kelamcılarının taklit konusundaki çekinceleri; mukallidin tasdik edilen konuya ilişkin şahsi doğrulaması olmaksızın, başkasının kanaatine dayanması sebebiyledir. Burada kişi, başkasının kanaatini onaylar. Kendisi doğrudan bir farkındalık yaşamaz. Oysa kişi delil ile medlul arasındaki bu ilişkilerin farkına vararak, teolojik iddiaya dair kanaatini güçlendir