Түрк тилиндеги текст
tarafından yadırganmış ve kabûle şâyân görülmemiştir.22 Özellikle Selefiyye denilen gruba göre nasslar üzerinde aklî yorumlar yapılması doğru değildir. Aksine bunları, oldukları gibi kabul etmek gerekir. Zira bunları te’vîl etmek aklın yetki alanı dışındadır. Nitekim Hz. Peygamber ve ashâbının müteşâbihâtı anlamaya çalıştığı, akıl yürütüp te’vîl yaptığı yönünde bir bilgi de gelmemiştir. Ehl-i sünnet dışındaki gruplara da, kelâmcıların ortaya koyduğu delillerle değil Kitâb, sünnet ve selefin kavilleriyle cevap verilmelidir.23 Böylece akîde konusunda temel prensip olarak Hz. Peygamber ve ashâbının takip ettiği yolu izleyen Selefiyye, hem dış tehditlere hem de Mutezile başta olmak üzere Müslüma