Түрк тилиндеги текст
nda canlı bir tartışma ortamına sahip olmasıdır.2 Kâtip Çelebi bu iki sûfî hakkında devrin Mısır ulemâsının ikiye bölündüğünü bildirmektedir, ayrıca Alâeddîn Buhârî ile Mâlikî başkadısı olan Şemseddîn Bisâtî’nin (ö. 842/1439) vahdet-i vücûd ve İbnü’l-Arabî’nin imânına dâir tartışmalarının ulemâ meclisinde başlayıp Sultan Eşref’in (ö. 841/1438) huzurunda devam ettiğini bildirmektedir.3 Buradan hareketle tartışmaların saraya kadar uzadığı anlaşılmaktadır. Bu tartışmalarda İbn Teymiyye’nin doğrudan olmasa da dolaylı olarak etken olduğu görülmektedir. Nitekim Osmanlı’da tasavvufa dair yerleşik paradigmadaki kırılmanın sebebi olarak, onun görüşlerinin ithalinin tesiri olduğunu söyleyen uzmanlar b