Türk dilindäki tekst
il edecek bilgiler de bulunmakta ve müslümanların güçlü iken ehl-i harb ile barıĢ yapmasının doğru olmayacağı, çünkü bunun cihâdı terk anlamına geleceği ifade edilmektedir.7 Yani bu görüĢe göre 2 Mâtürîdî‟nin fıkhî yönü hakkında bkz. ġükrü Özen, “Mâtürîdî”, DĠA, 2003, XXVIII, 159-165; Ahmet Ak, “Mâturîdîliğin Hanefilik ile ĠliĢkisi”, Milel ve Nihal: Ġnanç, Kültür ve Mitoloji AraĢtırmaları Dergisi, 2010, c. VII, sy. 2, s. 224-238. 3 Alâeddin es-Semerkandî, ġerhu‟t-Te‟vîlâti‟l-Mâtürîdiyye, Süleymaniye Ktp., Hamidiye, nr. 176, vr. 1b. Nitekim Te‟vîlât‟da “سٞ ٓ٘قٞ أثٚ٤( ”هبٍ اُلوFakih Ebû Mansûr Ģöyle dedi) gibi ifadelerle kendisinden pek çok kez “fakîh” diye bahsedilmektedir. (Bkz. Eb