Türk dilindäki tekst
ndığında “Mâtürîdiyye” kavramı, henüz Hanefîler’in itikattaki üst kimliği haline gelmemişti ve söz konusu kesimi tanımlamak için hâlâ “Hanefiyye” kavramı kullanılmaktaydı.18 Sübkî’nin İbnü’l-Hâcib’in Akīde’sine yazdığı şerhte, İmâm Mâtürîdî’ye “Hanefîler’in şeyhi” olarak atıfta bulunması19 ve ona nispet edilen bir akideyi şerh etmesi,20 Mâtürîdî’nin isminin bu süreçte ön plana çıkmaya başladığının bir göstergesi kabul edilebilir. Bununla birlikte Mâtürîdî’nin içinde bulunduğu kesim, “Mâtürîdiyye” olarak değil, “Hanefiyye” olarak nitelenmeye devam etmiş ve iki kesim arasında itikada müteallik konularda yaşanan görüş ayrılıkları Ebû Hanîfe ve Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî üzerinden mukayese edilmiş, h