Türk dilindäki tekst
e etmiştir.36 Kelâmî bir terim olarak zelle, peygamberlere nispet edilmeksizin her hangi bir insanın işleyebileceğine vurgu yapılarak ve peygamberlere nispet edilerek iki şekilde tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Ebu’l-Berekat en-Nesefî zelleyi ‘aksini yapma kastı olmaksızın bir emre aykırı olarak işlenen fiil’ 37; Hadîdî ise ‘insanın mubah bir şeyi veya bir taati yapmak isterken ihtiyatlı davranmaması sebebiyle gayri meşru bir iş yapması’38 olarak tanımlamıştır. Tehanevî ‘mükellefin meşru bir işi yaparken gayri meşru bir işe düşmesi’ veya ‘insanın kasıt olmaksızın yaptığı küçük günahlar”39 ve Ali el-Kârî bir eserinde “kusur-taksir” olarak;40 bir başka eserinde ise ‘Allah’ın emrine sehven aykırı