Türk dilindäki Tekst
Ebû Nasr el-İyâzî (ö. y. H. 3./M. 9. yy.), Mâtürîdî'nin iki öğretmeninden ikincisidir; bununla birlikte o, bugüne kadar bilinen Mâverâünnehirli Hanefîlerden kelâm disiplinine en yakın olanıdır. Ulrich Rudolph, el-İyâzî'nin tarihsel önemini üç açıdan ele almaktadır.
**Birinci nokta — Hadis ilminden uzaklık:** El-İyâzî'nin tek bir haber veya hadis rivayet etmediği kaydedilmektedir. İmam Şâfiî hakkında küçümseyici ifadeler kullandığı da bilinmektedir. Rudolph, bu tutumun temelde Mürciî-Hanefîler ile geleneksel Şâfiî-Hadisçi cephe arasındaki köklü çatışmayı yansıttığını belirtir. El-İyâzî, nassî naklin tek ölçüt sayıldığı anlayışa mesafelidir; bu mesafe, ilerleyen süreçte kelamî akıl yürütmeye zemin hazırlamıştır.
**İkinci nokta — Sahâbeyi savunma:** El-İyâzî'nin *es-Seyfu'l-meslûl alâ men sebe ashâbe'r-rasûl* (Peygamberin Ashabına Hakaret Edenlere Çekilen Kılıç) başlıklı bir eser kaleme aldığı bilinmektedir. Sahâbenin tamamını savunma geleneği özünde Hanefî bir tutumu yansıtmakla birlikte Rudolph, el-İyâzî'nin bu konuya müstakil bir eser ayıran belki de ilk Hanefî olduğuna dikkat çekmektedir.
**Üçüncü nokta — Allah'ın sıfatlarına dair kelâmî çalışma:** El-İyâzî, Allah'ın sıfatlarını konu alan ve içinde Mûtezile ile en-Neccâr'a itiraz ettiği ayrı bir eser yazmıştır. Bu, önceki Hanefî metinlerinden —akide bildirgeleri, diyalog derlemeleri ve katekizm türü eserlerden— köklü bir biçimde ayrışmaktadır; çünkü bunlar uzmanlaşmamış geniş kitleler için kaleme alınan eserlerdir. Rudolph, el-İyâzî'nin sıfatlar çalışmasının doğu Hanefî kelâmının ilk ya da en erken örneklerinden biri olabileceğini öne sürmektedir.
Bu bağlamda Rudolph'un nihai değerlendirmesi son derece çarpıcıdır: "Mâtürîdî, el-İyâzî'den görüşlerin salt geleneğe dayandırılmasının yetmeyeceğini öğrenmiş; akıl yürütmenin kelâmî tartışmada ve polemikteki kullanımını ondan kazanmıştır." Bu çerçevede el-İyâzî, Mâtürîdî'nin teknik kelâm anlayışının doğrudan öncülü olarak konumlanmaktadır.