Türk dilindäki tekst
Ebî Rabâh (114/732), Nâfi (117/737), daha sonra da Ebû Hanîfe (150/767) kebîre konusunda Hz. Ali’ye benzer bir yaklaşım sergilemişlerdir.13 Öyleyse sünnî görüşün, sahabe döneminden itibaren başlayan güçlü bir alt yapıya sahip olduğu söylenebilir. Dolayısıyla Vâsıl b. Atâ veya daha geniş çerçevesiyle Mutezile bu çıkışıyla, sadece Hasan el-Basrî’den değil toplumun genelini temsil eden itikâdî düşünceden de ayrılmıştır. Görüleceği üzere Müslüman toplum, I/VII. asrın ortalarından itibaren daha ziyade siyâsî ortamın tezâhürlerinden kaynaklanan ama amel-iman ilişkisi veya daha net bir ifadeyle amelin imâna etkisi bağlamında itikâdî boyuta da taşınan meselelerle ilgilenm