Türk dilindäki tekst
i sünnetçe benimsendiği dikkate alınırsa, onun Mürcie’ye nisbet edilişinin, mezheplerle ilgili kavramların o devirde henüz yerleşmemesinden kaynaklandığı ortaya çıkar’. 38 Ehl-i Beyt’e bağlılığının da göz ardı edilmeyeceği vurgulanan27 Ebû Hanîfe’nin, Mürcie28 mezhebine mütemayil olduğu rivayeti bir yana bırakılarak, 29 Osmân-ı Bettî’ye yazdığı risalede, bu isnadı şöyle cevaplandırmaktadır: Ben kimsenin şöyle ya da böyle demesine bakmam, hakkı ve hakikati ararım. Allah günahkârı azaplandırmağa mecbur değildir, dilerse affeder. İşte onun bu ifadelerinin hem Mürcie’den hem de Mu’tezile’den ayrıldığının bir kanıtı olarak görülmektedir.30 Burada konunun ayrıntılarına geçmeden önce, Mürcie’ye da