Türk dilindäki tekst
Bununla ilgili olarak da Öztürk şunları söylemiştir: Kur’ân’ın önceki vahiylerde mana/mefhum itibariyle mevcut olduğu şüphesizdir. Bu yüzden bazı Hanefi fakihler İmam Ebû Hanîfe’nin ana dilde ibadet meselesiyle ictihadını temellendirirken bu âyetlerle istidlalde bulunmuştur. Ebû Hanîfe’nin ictihadında Kur’ân kelimesinin lafza/nazma değil, zât-ı ilâhî ile kaim olan manaya delalet ettiği gerekçesine bağlanmıştır. Bu delalet aslîdir ve dilden dile değişen mahiyette değildir. Mesela, tevhid inancı her dilde rahatlıkla ifade edilebilir. Lafızlar dilden dile değişse de mana/mefhum sabittir. Kaldı ki eş-Şu‘arâ 26/196. âyette, “Şüphesiz bu Kur’ân önceki peygamberlere gönderilen vahiylerde de mevcutt