Türk dilindäki tekst
Zira konular çerçevesinde her iki tarafın görüşleri ele alındığında, Kerrâmiye mezhebine nispet edilen ve eleştirilen görüşlerle Mekhûl en-Nesefî’nin görüşleri arasında benzerliğin olmadığı açıkça görülebilir. Her ne kadar ‘iman’ konusunda Ebû Mutî’, Kerrâmiye gibi ‘ikrâr’ı öne çıkarıyorsa da, bu tavrının kendisinin bir Hanefî fakihi olmasından mı, yoksa Kerrâmiye’ye mensubiyetinden mi kaynaklandığını kestirmek zordur. Özellikle bu konuda “imandan sonra başka bir yükümlülük yoktur”, “Kişi iman edip kalbiyle bildikten sonra dilediğini yapabilir” görüşünü sergileyen Mürcie’yi eleştirmesi ve onları ehl-i bid’at kapsamında değerlendirmesi ile ‘amel’e ve ‘amelin sünnete uygun’ olmasına yönelik vu