Türk dilindäki tekst
Bu bağlamda Haricîlerin durumunu gündeme getiren Kâdî Abdulcebbâr’a göre onlar, aslında zulmün kötü olduğunu bilmekte fakat yaptıklarının zulüm olduğuna inanmamakta; aksine kendileri gibi olmayanların öldürülmeyi hak ettiklerine inanmaktaydılar. Dolayısıyla inandıkları ve yaptıkları şey bilgiye dayalı olmaktan ziyade zan ve yanlış itikada dayanmaktaydı. Eğer yaptıkları şeylerin zülüm olduğunu bilmiş olsalardı, kötü olduğunu da bilirlerdi.20 Şu halde diyebiliriz ki Mu’tezile’ye göre insanların farklı değerlendirmelerde bulunması zorunlu bilgi ile bilinen alanda değil, nazar ve istidlâl ile bilinen alanda gerçekleşmektedir. Nazar ve istidlâl, delil ile yapılır. Bu delilin yerini yanlış itikat,