Türk dilindäki tekst
erinden kavrayan, ince anlayış sahibi kimse” demektir.8 “الفقه/Fıkh”, ıstılahta; “Dînin amelî hükümlerini muayyen delil ve kaynaklarından çıkararak elde edilen bilgidir.”9 “İnsanın amel cihetiyle lehine ve aleyhine olan şer‘î hükümleri bir meleke hâlinde bilmesi”10 diye tanımlanmaktadır.11 “Fıkh”ta, re’y ve ictihâd vasıtasıyla hüküm istinbat edilmesi sebebiyle, “nazar/düşünme”ye ve “te’emmül/derin derin düşünme”ye ihtiyaç duyulan bir ilimdir. Bundan dolayı, Allâh, “Fakîh” diye isimlendirilemez. Çünkü Allâh Te‘âlâ’ya hiçbir şey gizli kalmaz.12 Ayrıca, “fıkh”da bir açıdan bilinmesi 5 6 7 8 9 10 11 12 İbnu’l-Esîr, Muhibbuddîn Muhammed Cezerî (ö. 606/1209), en-Nihâye fî Ğarîbi’l-Hadîs ve