Türk dilindäki tekst
olarak değerlendirenler olmuşsa da, onların çabasını İslam vahyinin akliliğine duydukları sağlam inançlarının sonucu olarak görmek daha isabetli olacaktır. Bu filozoflara göre, akla duyulan güven, nihai anlamda Tann'ya duyulan güvenin bir gereğidir. Nitekim aklın işleyişi ve bilgi edinme süreçleri Tann'nın müdahalesinden bağımsız gerçekleşen bir olgu değildir. İbn Sina'ya göre, "aklın bilkuvve olan ilk aşamasında da bilfiil olan somaki aşamasında da bilgi, ancak ilahi ilham ya da faal akıldan insan aklına bir takım suretlerin feyezan etmesi ile oluşmaktadır ... o halde aklın gerek başlangıçta gerekse son aşamalarda elde ettiği bilgi 'İlahi' bir bilgi olup yanlış olması düşünülemez." (Alper 2