Türk dilindäki tekst
e ekkül eden f k h mezhebinin itikâdî yönünün de bulunmas , bu mezhebin Mu’tezile benzeri bir fikrî olu um olarak de erlendirmesi için yeterli de ildir.2 Çünkü Ebû Hanîfe, kendisine nispet edilen itikatla ilgili eserleri bak m ndan de erlendirildi inde, dü üncesinin genel hatlar itibar yla selef çizgisinde oldu u görülür.3 Mezhep içinde etkili ö rencisi Ebû Yûsuf’un kelâm ilmine muhalefetinin de, öncülü ünü yapt mektebin temsil etti i selef tonunun koyula mas na katk da bulundu u söylenebilir. H. III. yüzy l n ikinci yar s ve IV. yüzy l n birinci çeyre inde ya am ve mezhebin itikad n derlemi olan Tahâvî’nin (ö. 321/933) ‘selef’ çizgisindeki Akîde’sini Ebû Hanîfe ile ö rencileri Ebû Yûsuf ve