Türk dilindäki tekst
bibliyografyaların çoğu, İslam ilim ve düşüncesi hakkındaki eserleri bütünlüğü ile kuşatmaktan uzak olup bir kısmı sadece belirli bir coğrafyayı, diğer bir kısmı ise bölgeyi veya dili esas almaktadır. Böyle bir parçacı yöntemi mazur göstermek için, yirminci yüzyılda ortaya çıkan ülke sınırlarının bütünü kuşatmayı zorlaştırdığı, ihtisaslaşmak gerektiği, bu yüzden de sadece geniş imkanlara sahip kurumların kuşatıcı çalışmalar yapabileceği şeklinde görüşler ileri sürülebilir. Ancak fertler için haklı olabilecek bu mazeretler, bütün bir düşünce hayatı için aynı derecede geçerli olmayabilir. Hele bu parçacı bakış açısı ve yöntem, disiplinsiz bir şekilde uygulandığı takdirde, bunun pek çok sorunu