Türk dilindäki tekst
Peygamber’in ne belli kabilelerin lehçelerini ne de tam kıraât farklılığını kastetmediği görülecektir. Onun meramı, manayı değiştirmediği müddetçe ve mesajın içeriği ters yüz edilmediği müddetçe farklı okunabileceğine dair bir ruhsattır. Muhtemelen bu da Ebû Hanîfe’nin savunduğu gibi lafzın değil mananın vahiy olmasıyla ilgilidir. Nitekim bu bakış açısından ötürü Ebû Hanîfe, Arap dilini iyi bilen birinin dahi farklı dillerdeki tercümeyle ibadet edebileceğini savunur.21 ــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــ 17 M. Mahmûd Abdullâh, el-Ahrufü’s-seb‘a ve usûlü’l-kırâât, 11. 18 Mennâ Kattân, a.g.e., 53 vd. 19 Dağ, Gelenek