Turk tilidagi matn
Râzî de Şâfiî’yi yâd etmiş ve Ehl-i Hadisin onun sayesinde hayat bulduğunu ifade etmiştir (Râzî, 1986, 66).Öyleyse Râzî’nin düşünce geleneğinde bütünüyle olmasa da Ehli Hadisin temel izlerini görmek mümkündür ve bu noktadan bakılması halinde bir dereceye kadar Râzî de, Ehli Reyin karşı cephesinde bulunmaktadır. Bu durumda Râzî’nin, Ehli Hadisin dirayet sahasını temsil eden Taberî’den hangi açılardan farklı olduğu ve bunu neye borçlu olabileceği sorusu gündeme gelmelidir. Zira günümüz tefsir tarihi kitaplarında Taberî rivayet alanında; Râzî ise dirayet sahasında adı geçen ilk müfessirlerdir. Biz, yukarıda zikri geçen soruya Mâturîdî’nin önemli ölçüde katkı sağladığı cevabının uygun buluyoruz.