Turk tilidagi matn
türîdî’nin Semerkant’taki Ribât-ı Deşt’te Hızır’ı gördüğüne ve duasını aldığına dair bir kayıt mevcuttur.23 Bundan başka Necmeddin en-Nesefî’nin onun hakkında Kudvetü’l-Ferîkayn tabirini kullanması, Mâtürîdî’nin hem zâhir hem de bâtın ilimlerinde üstün bir dereceye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca Mâtürîdî’nin hakikat ilmi ile rızıklandırıldığını24 belirtmesi, onun herkes tarafından örnek alınabilecek bir düzeyde âlim ve ârif olduğunu göstermektedir. “Ali Şîr Nevâî (ö. 906/1501), tasavvuf ehlinin menkıbelerine dâir kaleme aldığı Nesâyimü’l-Mahabbe isimli eserinde İmâm Mâtürîdî’ye özel bir bölüm ayırmış ve onun bir kerâmetini nakletmiştir.25 İmam Mâtürîdî’nin sonraki dönemlere ait eserle