Turk tilidagi matn
âturîdî hakkındaki övgüsünü, Eb Hanife’nin görüşlerini en iyi kavrayan kişi olarak ortaya koymakla, en üst seviyeye çıkartır (a’rafun-nas bi-mezahib Ebî Hanife). Burada ilginç olan, gerek el-Pezdevî gerekse en-Nesefî’nin sunumlarında apolojik bir tutum sergilediklerinin tespit edilmesidir. Bu tutumun, Nişabur’da yerleşik olan ve Maveraunnehrlilerin sahip oldukları kelamî görüşleri bid’at olarak nitelendiren Eş’ariler’e karşı olduğu açıktır. Bu eleştirinin ekseninde elbette, Semerkant ve çevresinde beyan edilen sıfatlar öğretisi yer almaktadır. Semerkant ve çevresindeki bu konuyla ilgili öğreti, Eş’arilerce 5./11. yüzyılda ortaya çıkarılmış Rafizî bir bid’at olarak görülmüş ve bunun öncekiler