Turk tilidagi matn
ığında da sofastaiyya diye işaret edilen grubun, dinî hakikatleri ve şeriatı gereksiz gören sofistler, özelde Bâtıniler olması kuvvetle muhtemeldir.3 Yani burada felsefî bir terim olarak safsatacılardan kast edilen selef referanslarını kullanmayan bâtınî hakikat anlayışlarıdır. Dolayısıyla Akâidü’n-Nesefî’de geçen Ehlü’l-hak kavramının “varlığın hakikatini savunanlar” şeklindeki felsefî yorum, tıpkı günümüzde Batı felsefî hat boyunca sürüp giden sofist kavramının mukabili manasındaki “people of reality” 4 ifadesinden uyarlanmış bir inşa denemesi olduğu söylenebilir. Kelam tarihi açısından bu son derece olağan bir durumdur. Zira kelamcılar tarih boyunca inanç esasları konusunda ortaya çıkan m