Turk tilidagi matn
ıkla müracaat edilmiştir.12 Yine ağırlıklı olarak Buhara fakihleri tarafından kaleme alınmış ve doğrudan zühd merkezli bir tasavvuf anlayışına tahsis edilmiş eserler de Anadolu’da zâhid fakih kimliğin kalıcılaşmasında etkili olmuştur. İmamzâde el-Buhârî’nin (ö.573/1177) Şir‘atü’l-İslâm’ı tam da bu türden bir kitaptır ve Anadolu Sel10 11 12 Genişçe bir listede bu çerçevede dikkat çekenler şunlardır:“… Ben halvette Allah’ı gördüm ve bana gayptan haberler verdi… Falan kişi peygamberdir veya Allah sana gözükmedi mi? … Hac için Mekke’ye gidip gelmeye ne ihtiyaç var? Burada sen ondan haber ver… Bu dünyada helal yiyen bir tek kişi getir/göster, ona secde edeyim. Haram bana revadır. İçkinin haram