Turk tilidagi matn
Ebubekir, Hz. Ali ve İbn Mesud gibi sahabenin ileri gelenlerinin de bulunduğu alimler hurûf-u mukattaa üzerinde konuşmaktan uzak durmuşlardır. Onların bu yaklaşımı bu görüşü benimseyenleri mukattaa harflerini tefsir etmekten uzaklaştırmış, bu konuda açık bir görüş sergilemelerine mâni olmuştur (Râzî, 1981: II, 3; Cerrahoğlu, 1987: 134-137). Nitekim sahabeden günümüze kadar hurûf-u mukattanın hakiki manasını Resulullah’ın dışında hiç kimsenin bilemeyeceği görüşünü benimseyen müfessirler de bulunmaktadır. Bunlar içerisinde İbn Teymiyye (ö. 728/1328) ve Muhammed Hamdi Yazır (ö. 1942) da yer almaktadır. Bu alimler mukataa harflerinin mutlaka bir anlamının bulunduğunu, ancak bunları