Turk tilidagi matn
rk eden selef âlimleri de haberî sıfatları te’vîl etmek yerine; takdis ve tasdik ile iman etmeyi, sükût ve imsâk edip acziyetlerini itiraf etmeyi, onlarla meşgul olmayıp marifet ehline teslim olmayı tercih etmişlerdir. Müteşâbih alanında te’vîl, teşbîh, tecsîm, ta’til ve ta’rifin red edilmesi noktasında birleşmişlerdir.28 Ancak Allah için kullanılan “yed”, “vech”, “ayn”, “istivâ” gibi lafızların Arap dilindeki hakiki manaları teşbîh ve tecsîmi akla getirmektedir. İşte selef âlimlerinin bu lafızların Allah’a atfedildiğinde hakiki manalarının dışında bir mana taşıdığını savunmaları, icmâlî bir te’vîli benimsediklerini göstermektedir.29 Taberî ise müteşâbihi Hz. İsa’nın gelişi, güneşin batıdan