Turk tilidagi matn
6/1685) devam ettiği bilinmektedir.23 Mücadelenin niteliğine bakıldığı zaman tartışmaların sosyal ve dînî hayatı etkileyecek bir boyuta ulaştığı görülür. Kâtip Çelebi’nin (ö. 1067/1657), olayın dînî boyutu hakkında devrin tanığı olarak Fezleke’sinde anlattıkları dikkat çekicidir: O, Kadızâde’nin semâ ve devrân hususunda eski davayı yeniden gündeme getirip Halvetiyye ve Mevleviyye ile hasım olduğunu, onlara “tahta tepenler ve düdük çalanlar” diye her vaazında tenkitte bulunduğunu, diğer tarafta ise Sivâsî’nin ve İsmâil Ankaravî’nin, Kadızâdelileri “münkir-i evliyâ ve tarîk-i mülhid ü zındıkdır” diyerek karşılıklı suçladıklarını bildirmiştir.24 Bu tartışmalar ulemânın bölünmesine sebep olmuştu