İmam Mâtürîdî'nin düşüncesinde hadis
Tunahan Erdoğan
Özet
Çalışmamızda Ebû Mansûr Muhammed el-Mâtürîdî'nin (ö. 333/944) hadis ve sünnete yaklaşımı konu edilmiştir. Tezin temel amacı ehl-i re'yin bir şubesi olan Hanefî ilim geleneğinin hicrî dördüncü asırdaki temsilcisi Mâtürîdî'nin Hz. Peygamber'e atfedilen rivâyetleri kullanım ve değerlendirme metodunun tespit ve tasvir edilmesidir. Çalışmada hadisçilerin rivâyet malzemesine yaklaşımı ile Mâtürîdî'nin yaklaşımı arasındaki farklar gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel kaynakları Mâtürîdî'nin günümüze ulaşan Te'vîlâtü'l-Kur'ân ve Kitâbü't-Tevhîd isimli eserleridir. Bu bağlamda söz konusu eserlerinde onun hadis ve sünnete dair açıklamaları taranmış, Mâtürîdî ve Mâtürîdîlik hakkında yapılan modern araştırmalardan da olabildiğince yararlanılmıştır. Elde ettiğimiz bulgulara göre Mâtürîdî hadisçilerin aksine rivâyetlerin muttasıl senedlerine yer vermemekte, rivâyet değerlendirmelerinde ehl-i re'y geleneğinin tavrına uygun biçimde muhtevâ merkezli hareket etmektedir. Mâtürîdî rivâyetlerde lafza bağlı kalmayı zorunlu görmediği gibi böyle bir çabayı tekellüf olarak nitelemektedir. Söz konusu tespitler Mâtürîdî ve Mâtürîdîlik hakkında daha önce yapılmış çalışmaları teyit etmektedir. Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri Mâtürîdî'nin kesinlik ifade etmesi bakımından mütevâtir haber ile tefsir, zan ifade etmesi bakımından haber-i vâhid ile te'vîl arasında gtiği ilişkidir. Buna göre Mâtürîdî'nin haber-i vâhid ile te'vîli kabul etmek için öne sürdüğü şartlar, bunların geçerli oldukları alanlar, doğurdukları hükümler ve sonuçlar, reddetmek için kullandığı ifadeler hemen hemen aynıdır. Mâtürîdî'nin muhteva merkezli sıhhat kriterleri Kur'ân'ın nassı, sünnet, icmâ, aklî deliller ve şer'î asıllar ile çelişmemek; Allah, peygamber, sahâbe tasavvuruna aykırı olmamak; risâlet görevine ve ismet sıfatına zarar verecek bir içeriğe sahip olmamak şeklinde lenebilir. Onun senedle ilgili son derece nadir görülen açıklamaları ya başka deliller vasıtasıyla ulaştığı sonucu destekleme ya da muhataplarının argümanlarını onlara karşı kullanma amacı taşımaktadır. Pratikte sened tenkidine pek başvurmasa da teorik olarak haberleri aktaran râvîlerin incelenmesini gerekli görmektedir. Mâtürîdî'nin rivâyetler bağlamında en çok eleştiri yönelttiği ismin Şâfiî olduğu tespit edilmiştir. Şâfiî eleştirisi söz konusu olduğunda Mâtürîdî oldukça sert bir üslup kullanmakta ve genel tavrından farklı olarak senedle ilgili bazı açıklamalar yapmaktadır. Fakat bu eleştirilerin bir kısmının hakikati yansıtmadığı görülmektedir. Kendisinin ve Hanefî mezhebinin görüşlerine dayanak oluşturan ve rivâyet tekniği bakımından mütevâtir seviyesinde olmayan bazı rivâyetlerde Mâtürîdî amel vurgusu yaparak rivâyeti kuvvetlendirmeye, böylelikle usûl açısından problem teşkil eden hususu ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Ona göre Hz. Peygamber'den bu yana kesintisiz biçimde toplum tarafından amele konu edilen hususların rivâyet tekniği bakımından zayıf olması önemsizdir. Aslında bunların sözlü olarak rivâyet edilmesine ihtiyaç bile yoktur. Kısaca Mâtürîdî'ye göre amel, en üstün nakil formudur. Hadis ve sünneti zaman zaman eş anlamlı olarak kullansa da onun düşünce sisteminde sünnet hadisten daha üstün bir konumdadır.
Yayın Bilgileri
- Üniversite
- Akdeniz Üniversitesi
- Danışman
- Zişan Türcan