النص التركي
Bu bakımdan Ebû Hanîfe’nin fıkhı, “kişinin hak ve sorumluluklarını bilmesi”2 şeklinde tanımlaması önem taşımaktadır. İnsan hakları Allah-insan ilişkisi bağlamında ele alındığında, seküler bir zeminde ele alınmasından çok daha geniş bir bağlama kavuşabilmektedir. Çünkü Allah katında insanın varoluşsal hakikati, yalnızca dünyevî alanla ilişkili değildir. Aynı zamanda insanın varoluşsal hakikatinin bir diğer yönü onun ahiret yaşamını içermektedir. İnsan haklarını Allah-insan ilişkisinden doğan haklar olarak temellendiren çalışmalar, çoğunlukla bu hakları dünyevî-toplumsal zeminde ele almakta, ahiret yaşamı yahut dinî mükellefiyetin sonuçları bakımından insanın ne tür haklarının olabileceği konu