النص التركي
505/1111) sonra atomculuk merkezi konumunu kaybetmiş10 ve Allah’ın varlığını ispat sadedinde atomculuğa dayalı hudûs delili yerine daha çok mantığa dayalı imkân delili kullanılmıştır.11 Bununla birlikte bu dönemde dahi atomcu düşünce kelâmcıların fikirlerini şekillendirmeye devam etmiştir. Nitekim Fahreddin er-Râzî’nin ilmî hayatının son dönemlerinde atomculuğu tercih ettiği ileri sürülmüştür.12 Yine Sa‘düddîn et-Teftâzânî (öl. 792/1390) atomcu düşüncenin heyula, âlemin kıdemi, cismânî haşrın reddi gibi filozofların karanlık düşüncelerinden koruyan bir yönü olduğunu söylemiştir.13 Dolayısıyla atomculuk erken dönemden müteahhir döneme kadar varlığını bir şekilde sürdürmüş ve kelâmcılar üzerin