النص التركي
ddes; şâhidi gâibe delil getiren ve daha önce verilmiş hükmü, sonradan ortaya çıkan yeni sebeplere göre icra edenleri de kapsamaktadır.14 Mülhemûn, nefsine/kalbine ilkâ edilen şeyleri Allah’ın kullarından dilediğine verdiği özel bir hads ve imanî bir ferâsetle haber verenler demektir. Buhârî’nin “mükellemûn” diye rivayet ettiği muhaddesûn; önceki ümmetlerde peygamberlerin derecesine ulaşan ve isabetin lisanları üzere vuku bulduğu mülhemûn anlamındadır. Hz. Ömer’le ilgili hadis bunu teyit etmektedir.15 Hatîb et-Tebrîzî Tehânevî, Mevsû‘atü keşşâfi ıṣtılaḥâti’l-fünûn, 626. Küleynî, el-Kâfî (Beyrut: Dârü’t-Teâ’rüf li’l-Matbûât, 1411/1990), 1/135. 10 Muhammed b. el-Hasen es-Saffâr, Beṣâirü’d-dere