Türkcə Mətn
“hikmet’ten peygamberin sünnetini anlamışlardır” derken7 nakli bilgiyi de paylaşır, ama bir başka yerde, hikmet’in aslında aklın zorunlu gördüğü hususların bütününü içine aldığını8 söyler. Mâtürîdî Allah’ın, insanın ahlâkî fiili de içinde olmak üzere kendi zatına koyduğu belli bir sınırın/ölçünün varlığını yine -hikmet’in bir gereği olarak- kabul eder. Çünkü ona göre, “… gök, yer ve ikisinin arasındaki eşyayı eğlence olsun diye yaratmadık!” (el-Enbiya, 21/16) Şeklindeki ayetler Allah’ın fiilinden abes ve hikmetsizlik düşüncesini mutlak olarak uzaklaştırmaktadır. 9 Ayrıca, Mâtürîdî, hikmet’in bize bakan, ahlâkî boyutuna da işaret ederek “ hikmet’in muhafazası bir emanettir. Ve onun muhafazası