Türkcə Mətn
beraber Hâşiye ale’l-Celâl eseri baz alındığında Gelenbevî’nin kelâmî görüşlerinin Mâturîdî ve Mâturîdî kelamcılarının düşünceleri ile örtüştüğü; onun Hâşiye’sinde, Îcî ve Devvânî’nin “Ehl-i Sünnet” tabirini “Eş‘arîler” olarak daraltmasına ve Fırka-i Nâcîye’nin Eş‘arîler olduğu tezine katılmadığı görülmektedir. Çünkü onun ifadesiyle Eş‘arîlerden önce Selef vardı ve Selef de Eş‘arîlerden değildi. Gelenbevî’ye göre işte Mâturîdîlerin durumu da böyledir. Ona göre kurtuluşa eren fırka; Eş‘arîler, Selefîler, Mâturîdîler ve Hadis Ehli’nin hepsini kapsayan Ehl-i Sünnettir. Gelenbevî, bir Eş‘arî metni olan ve Osmanlı medreselerinde çokça okunan Celâl ve şerhine hâşiye yazarken müelliflerinin burada