Türkcə Mətn
âsiyet sahibi olan mü’min kişi İslâm toplumunda, zalim, günahkâr, hatalı, asi gibi vasıflarla anılmış olmakla beraber, tekfir edilmeyip imanla vasf edilmiştir.31 Nitekim, Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin emîrü’l-mü’minîn lakabıyla anılmış olmaları, onlara tabi olan bütün mü’minlerin amelde kusursuz olduklarını göstermemektedir. Ayrıca Hz. Ali Muaviye’ye gönderdiği mektuplarda onu ve etbaını mü’minler olarak isimlendirmiştir. Aksi durumda onlar hidayet ehlinden addedilse Hz. Ali ve etbaı karşı taraf olarak bidat ehli kapsamında değerlendirilmiş olacaklardır. Zira, karşılıklı savaşan zümrelerden her ikisinin de (savaş esnasında) hidayette oldukları düşünülemez.32 Oysa Hz. Ali adam öldürme ve meşru hali