Türkcə Mətn
veten ferâizi de müstakil bir ilim sayması kayda değerdir. Ayrıca sıralama ve kurduğu bağlantıya bakılacak olursa sülûk ilmini fıkh-ı bâtın gibi telakki ederek fıkıh ilimleriyle irtibatlandırdığını söyleyebiliriz. Zira Ebû Hanîfe’nin fıkıh tanımına getirilen “vicdânî” kaydını buraya taşıyan Tehânevî, sülûk ilmini “Nefsin lehinde ve aleyhinde olan vicdânî önermeleri bilmesi” diye tarif eder ve diğer adlarının ahlâk ilmi ve tasavvuf ilmi oldu- ğunu belirtir.39