Türkcə Mətn
Ebû Hanîfe, Allah’ın kelâmının levh-i mahfûza yazmasını vasıf ile olduğunu hüküm ile olmadığını söyler. Müstakimzâde de vasfı, “filan kişi şöyle yapar” örneğinde olduğu gibi Allah’ın bir şeyi emretmeksizin bilmesi, hüküm ise emir ile birlikte “filan kişi şöyle yapsın” anlamında tanımlar. Müstakimzâde, Ehl-i Sünnet âlimlerinin de vasıf ve hükmü bu şekilde kabul ettiklerini söyler ancak kendisinin vasıf hakkında ulemâdan farklı düşündüğünü belirtir. Ona göre vasıf, “kulum sadaka verirse ömrüne bereket veririm, kulum sadaka vermezse ömründen bereketi alırım” örneğinde olduğu gibi sebep-sonuç ilişkisi içerisindeki tâliktir. Yani Allah, sevap ve cezayı gerektirecek durumları nasslarda belirlemişt