Türkcə Mətn
vî’nin, Ebû Hanîfe ve imameynden nakille selefin benimsemiş olduğu din anlayışını aktardığını söyleyerek el-Akîde metnini selef çizgisine yerleştirir.34 Selef vurgusunu eserinin başından sonuna sürekli öne çıkaran İbn Ebi’l-İz, onlardan uzaklaşıldıkça bidatlerin ortaya çıktığını ifade ederek tevil ehlini hedef almaktadır. Tevilin tahrif olduğunu savunan İbn Ebi’l-İz, fesadın kaynağı olarak da bu tevil yolunun takip edilmesini gösterir.35 Ona göre teville inhirafa düşenlerin delilsiz ve karineye dayanmadan öne sürdüğü fikirler, onları selefin yolundan ayırmış ve zemmedilen kelama yöneltmiştir.36 Oysa Kur’ân-ı Kerîm, tüm hakikatleri bünyesinde toplamış olup hüküm için başvurulması gereken asıl