Türkcə Mətn
nnet’in ve bu mezhebe mensup olarak nitelediği Ebû Hanîfe’nin görüşlerini en doğru görüşler olarak anlatması, onun hakkında saygı ifadeleri kullanması10 ve konulara yaklaşımı, kendisini Ebû Hanîfe takipçisi olarak gördüğünü göstermektedir. Onun Ehl-i sünnet anlayışının ise selef, Ehl-i hadîs ve Hanefî geleneklerini kapsadığı görülmektedir. Sâlimî, yetmiş üç fırka hadisi çerçevesinde sınıflandırdığı fırkalar arasında kurtuluşa eren fırkanın “es-sevâdu’l-a‘zam” veya “Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” fırkası olduğunu söylemektedir. Bu fırka mensuplarını da Hz. Peygamber’in ashabı, tâbiûn, Alkame (ö.62), Esved b. Yezid (ö.75), Saîd el-Hudrî (ö.74), İbrahim en-Nehaî (ö.97), Şa‘bî (ö.103), Hasan b. Ebî