Türkcə Mətn
rivayetlere bakılırsa O, hayatının belli bir döneminden sonra kelâm ilmiyle meĢgul olmayı pek faydalı görmeyerek fıkıh ilmine yoğunlaĢtığı Ģeklindedir. Ancak yukarıda verilen bilgiler Ebû Hanife‟ye isnat edilen eserlerin içeriğinde yer alan bilgilerle pek örtüĢmemektedir. Risalelerinde ilmin ve alimin en faziletlisinin Allah‟ın zât ve sıfatları ile meĢgul olan ve bu hususlarda inkarcıların Ģüphelerini gidermeyi amaç edinen fıkh-ı ekber olduğu belirtilir. Ebû Hanîfe‟nin kelamcılık yönü ona isnat edilen eserlerin muhtevalarından hareketle de kabul gören bir gerçektir. Her ne kadar ona isnat edilen eserlerin otantikliği ve ona aidiyeti 28 Kastamonu Üniversitesi hususunda farklı görüĢler olsa