Türkcə Mətn
iyle çoğu müfessir tarafından “nübüvvet” olarak tefsir edilmiştir.15 Bu ifadenin akabinde ayrıca “ ” َو َعلَّ ممنَاهًُ ِم منً لَ ُدَّنًَّ عِ ملمًاşeklinde “kayıtlı bir ilimden” bahsedilmesi de bazı müfessirlerin dikkatini çekmiş ve kıssanın içeriği bu ifadeye odaklı olarak çözümlenmeye çalışılmıştır.16 Kıssayı diğer Kur’ân kıssalarından farklı kılan hususlardan biri de Hızır’ın daha yolculuk başlamadan neticeyi haber vermesi ve Hz. Mûsâ’ya kendisine sabredemeyeceğini bildirmesidir. Bu durum kıssayı, işârî te’vile açık bir hale 9 10 11 12 13 14 15 16 el-Kehf 18/10, 22-27, 95. el-Kehf 18/60-64. el-Kehf 18/65. Seyyid Kutub, Fî Zılâli’l-Kur’ân (Kahire: Dâru’ş-Şurûk, 1423/2003), 4/2278. bk.