Türkcə Mətn
irlikte İslâm âlimleri, kendilerine ilâhî mesaj ulaşmayanların bulunabileceğini, fakat insanların kendi akıllarıyla Allah Teâlâ’nın vahdaniyetini ve rubûbiyetini bilecek bir fıtrat üzere yaratılmış olduğunu, bu bakımdan da insanların, akıllarıyla bazı temel gerçeklere ulaşabileceklerini, dolayısıyla Allah’ın varlığına iman etmekle yükümlü olduklarını ifade etmişlerdir.9 Nitekim bu konuda Ebû Hanîfe (ö. 150/767); “Eğer Allah Teâlâ insanlara peygamberler göndermeseydi, insanların O’nu akıllarıyla bilmeleri vâcip olur, peygamberler gelinceye kadar emir ve yasaklardan sorumlu olmazlardı. Hiç kimse yaratıcısını bilmemekte mazur değildir...” 10 demektedir. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö.