Türkcə Mətn
kim olup olmaması yönüyle tartıştığı mahkûmün aleyh/mükellef meselesinde orta yol düşüncesini tesis ederek aklın Şeriat’e bağlı aktif bir otorite olduğunu savunur. Mütekellim ve fakîh kimliğiyle nakle değil, eleştiriye dayalı bir bakış açısına sahip olan Sadrüşşerîa, mensup olduğu Mâtürîdî mezhebinin, hüsün-kubuh belirlenmesinde Şâri’in nassını esas alan Eş’ârîyye’den ve aklın müstakil hâkimiyetini esas alan Mu’tezîle’den farklı bir yapıya yani bu iki mezhebin ortasında yer alan mutavassıt bir düşünce sistemine sahip olduğunu aklî delillerle ispat etmeye çalışır. Bu makalemiz, kelâmın ve hukukun kesiştiği özel bölge olan aklın otoritesine ve aklın sahip olduğu sınırlara dair Hanefî hukukçusu