Türkcə Mətn
Kara, a.g.e., s.274 vd. 4 gelmiş, Sultan bu mihne emrini bizzat bilerek ve isteyerek vermiştir4. Sultan Mesûd’un 538/1143 yılında Bağdat’a geldiğinde cereyan eden olaylar, bunun böyle olduğunu göstermektedir. Nitekim, Sultanın beraberinde Bağdat’a getirdiği Hanefî alim Hasan b. Ebî Bekr en-Nîsâbûrî, Bağdat’ın en büyük ilim ve tedris merkezi durumunda bulunan Mansûr Camii’inde yaptığı konuşmada, Eş’arî olmamaları konusunda Şafiilere adeta bir muhtıra vermiştir5. Bağdat’ın tam da kalbinde, Sultanla birlikte Bağdat’a giren bir devlet bürokratı tarafından böyle bir muhtıranın verilmesinden Sultanın haberinin, hatta emrinin olmadığını söylemek mümkün değildir. Nitekim, Ni