Türkcə Mətn
19 Bu düşüncelerimiz şu ifadelerle zımnen paralellik arz etmektedir: ‘Ebû Hanîfe’nin devrine kadar akaide dair çıkan bütün anlaşmazlıkları cevaplandırmak sureti ile yazdığı Fıkh-ı Ekber, bir özet eserdir. Yani bu, Peygamber zamanında kurulan ve burada Kur’ân âyetleriyle verilen ilmihâl metninin, Ebû Hanîfe tarafından yazılan akaid muhtevası ile aldığı manzarayı mukayeseye imkân verecektir. Ebû Mansûr devrine kadar bu hâl, bir gelişme hamlesi arz edecek ve devir devir geçirdiği istihale ve inkılâplardan, Gazâlî ve Nesefî devirlerinden sonra İmâm-ı Birgivî’den beri bugüne kadar gördüğümüz Türkçe ilmihâller şekline bürünecektir’.6 Kendi çağındaki mümtaz ilim ehlinin pek çoğu ile görüşme ve on