Türkcə Mətn
Ensarın bu biatı ve biat esnasındaki konuşmaları, imanla birlikte gelen mükellefiyeti kabul etme anlamına gelir: “Siz, daha önce gelip geçen [mümin]ler gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz.” (Bakara 2/214). Bu, yalnızca hakikati aklen kavramış olmanın ve “iman ettik” demenin nihaî kurtuluşa ulaşmanın tek başına bir aracı olamayacağını ve imanın ancak fedakârlık ve çile ile ruhsal arınmaya vesile olacağını gösterir (Esed, I, 199). Görüşleriyle Ehl-i Sünnetin itikadi esaslarının belirlenmesinde önemli rol oynayan Ebu Hanîfe (ö. 150/767), akaide dair telif ettiği risalesinde amel ile imanı ayırmış ve imanı tasdik ve ikrar olarak tarif etmiştir (Fıkhu’l-Ekber, 3). Bu, E