Türkcə Mətn
Asır sonları) tarafından insanın, varlığın yaratılmasının maksûdu olarak tanımlanması da32 bununla ilgili olsa gerektir. Ayrıca Mâtürîdî’nin (öl.333/944) Allah’ı tanıma imkânının canlılar içinde insana has kılındığını 33 kaydetmesi de Allah katında ve varlık âleminde insanın çok özel bir konumda olduğunu göstermektedir. Nîsâbûrî’ye (öl. 730/1329 [?]) göre Hz. Âdem’in bedeninin tesviye edilmesi her açıdan en dengeli ve ruh üflenmeye hazır hale getirilmesidir. Ruhun “ruhumdan” şeklinde Allah’a izafe edilmesi beytullah (Allah’ın evi), nâkatullah (Allah’ın devesi) 34 gibi teşrif anlatmaktadır.35 “Gerçekte ne üfleme fiili ne de üflenen bir şey yoktur.” diyen Ebu Hayyân (öl. 745/1344)