İslam Akide sisteminde imamet
Hasan Gümüşoğlu
Özet
Tez, peygamberlerin tebliğ ve açıklama görevlerini yalnız sözle değil, hükümleri uygulayarak da yerine getirdiklerini; böylece örnek olduklarını vurgular. Son peygamberin vefatıyla tebliğ ve açıklama görevi tamamlanmış, dinin hükümlerinin hayatın her alanında yürütülmesi ve düzenin korunması hususunda bu görevi halifeler üstlenmiştir. Bu nedenle peygamberlere "imam" denildiği gibi, onların vekili kabul edilen halifelere de "imam" denilmiştir. Hz. Peygamber'in vefatından sonra hilâfet/imâmet konusu gündemden düşmemiş; İslâm Tarihi boyunca ortaya çıkan görüş ayrılıkları ve fırkalaşmada imâmet meselesi belirleyici bir yer tutmuştur. Çalışma, son yüzyılda "imâmet" yerine "hilâfet" teriminin daha çok kullanılmaya başlandığını ve meselenin özellikle Osmanlı hilâfetinin kaldırılması sonrasında yeniden ciddiyet kazandığını da dikkate alır. Tez, mevcut araştırmaların çoğunun konuyu daha çok tarih ve toplum yönüyle ele aldığını, inanç yönünü ihmal ettiğini belirtir; bu eksikliği gidermek için imâmet müessesesinin dinî yönünü ve İslâm inanç düzenindeki yerini belirlemeyi amaçlar. Bu amaçla öncelikle kelâm kaynakları, ayrıca diğer İslâm disiplinlerinin klasik ve yeni eserleri taranır. Girişte imâmet ve hilâfetin sözlük/terim anlamları ve Kur'ân-Sünnet'teki dayanakları ele alınır. Birinci bölümde "imâmetin dindeki yeri" ve nassla belirleme tartışması, Ehl-i sünnet ve Şîa görüşleri ışığında incelenir. İkinci bölümde imamda aranan şartlar, özellikle "Kureyşlilik" meselesi ve imâmete getirilme usulleri değerlendirilir. Üçüncü bölümde imamın görevleri ve günümüze bakan yönler, Osmanlı hilâfeti çevresindeki tartışmalarla birlikte ele alınır.