Türk dilindäki Tekst
Müslihüddin el-Kestelî (ö. 901/1496), Hızır Bey'nin (ö. 863/1458) öğrencisi olarak Osmanlı felsefî kelâmının ilk kuşak temsilcileri arasında gösterilmektedir. Salwa El-Awa editörlüğündeki *Handbook of Islamic Theology* (2016), onu Osmanlı ilim muhitinde yeni bir zihinsel tip oluşturmaya çalışan alimler zümresine dahil etmektedir.
**Dönemsel bağlam:** Hızır Bey'nin üç öğrencisi —Dervîş Hayâlî (ö. 875/1470), Hocazâde (ö. 893/1488) ve Kestelî (ö. 901/1496)— ansiklopedik yetişmiş seleflerinin mirasını sürdürmekle birlikte yeni bir Osmanlı felsefî kelâmı anlayışının da öncüleri olarak değerlendirilir. Bu dönemde Osmanlı alimleri, önceki Müslüman düşünürleri olduğu kadar çağdaşlarını da özgürce eleştirme hakkına sahip kılınmıştı.
**Teolojik eleştiri — *Risâle fî İşkâlât Şerhi'l-Mevâkıf*:** Kestelî, bu risâlesinde el-Cürcânî'nin *Şerhu'l-Mevâkıf*'taki görüşlerini eleştirel biçimde tartışmıştır. El-Awa'nın aktarımına göre Kestelî'nin eleştirileri iki ana konuya yönelmiştir: zorunlu bilginin imkânı ve varlık ile sıfatlar arasındaki ilişki. Bu meseleler, geç dönem Hanefî-Mâtürîdî ve Eş'arî geleneğinin kesiştiği epistemoloji ve teoloji sınır alanlarına aittir.
**Akademik tartışma:** Kestelî'nin görüşleri, Hızır Bey'nin oğlu Sinân Paşa (ö. 891/1486) tarafından kaleme alınan ayrı bir risâlede tartışılmış ve reddedilmiştir. Bu münâzara, 9./15. yüzyıl İstanbul'undaki ilmî özgürlük ortamının ve birbiriyle rekabet eden kelâm yaklaşımlarının canlı bir örneğini oluşturmaktadır.
Iňlis dilindäki Tekst
Muṣliḥ al-Dīn al-Qasṭallānī (d. 901/1496), a student of Khiḍr Beg (d. 863/1458), is regarded as one of the first representatives of a new type of Ottoman philosophical theology. The *Handbook of Islamic Theology* (2016) edited by Salwa El-Awa places him among a group of scholars who, while continuing in the tradition of their encyclopaedically trained predecessors, sought to establish new directions in Ottoman scholarly thought.
**Intellectual context:** Hızır Bey's three students — Dervīsh Hayālī (d. 875/1470), Khūjazāda (d. 893/1488), and Kestelī (d. 901/1496) — are considered the first wave of Ottoman philosophical theology. During this era, Ottoman scholars enjoyed the privilege of freely criticizing both earlier Muslim thinkers and their contemporaries.
**Theological critique — *Risāla fī Ishkālāt Sharḥ al-Mawāqif*:** In this treatise (Ms. Süleymaniye, Laleli, no. 3030), Kestelī critically discussed al-Jurjānī's views in his commentary on the *Mawāqif*. According to El-Awa, Kestelī's criticisms focused on two central issues: the possibility of necessary knowledge and the relations between essence (*dhāt*) and attributes (*ṣifāt*) — both topics at the intersection of epistemology and theology in the late Ḥanafite-Māturīdite and Ashʿarite traditions.
**Scholarly debate:** Kestelī's positions were in turn debated and rejected by Hızır Bey's son Sinān Pasha (d. 891/1486) in a separate treatise (Ms. Köprülü, Asım Bey, no. 721), illustrating the dynamic scholarly culture of fifteenth-century Istanbul.