Türkçe Metin
dönemde kelamcılar, diğer din ve inançlara karşı “tevhid”i, ehl-i kıble olarak kabul edilen gruplara karşı da “tenzih”i temel bir ilke olarak benimsemişlerdir. Mu’tezilîler ile Eş’arîler de bu iki ilkeyi koruma gayreti içinde olmuşlardır. Hatta bu, her iki ekolün ittifak ettiği en temel çerçeve olarak da görülebilir. Bu tespitin tipik bir örneği, kelam ekollerinin, özellikle filozofların Allah’ın irade ve ihtiyarına alan bırakmayan sudurcu Tanrı anlayışına karşı ortak bir cephe oluşturmalarıdır. Bunun bir gereği olarak Mu’tezile, Allah’a vâcip olmayı “terk etmesi mümkün olsa da kesinlikle yapacağı şey” seklinde açıklamışlardır (Teftâzânî, 2019, s. 496). Bu ifade, Allah’ın farklı bir fiili te